Ne münasebet?
Giyinip çıksam şimdi kim, ne diyebilir? Otorite onu tanıyanlar içindir. Benim içinse cilvenoy nanayda. Giyinmeyip çıkmak, giyinip çıkmamak, çıkınca giyinmek hepsi benim irademe taA3a3S3sÂa3a33a3aA33 Aa33aa3ÂÂÂÂA^3aaÂ^ÂÂÂAÂâ3, tâbi! Bazı küçük şeylerin ardında büyük emek var. İlk bakışta söz konusu emeği aşikâr etmeyen sıradan, alelade, lalettayin çok şey mevcut. Lalettayin misal, yazması da telaffuzu da zor; insanı kendinden şüphe ettiriyor. Lalettayin’in söz konusu gücü yine bir parça anlaşılabilir, muhtemelen arapça ya da farsça kökenli yabancı bir kelime. Onun insanı varoluşsal sorgulamalara gark edecek kadar otoritesi olsun. Peki, dahi anlamındaki de’lerin, birleşik yazılan hal eklerinin, ayrı yazılması gereken ki’lerin gücü nereden geliyor? Anlaşılma gereksinimi! İşte tüm işkencelerin meşruiyet kaynağı.
Zihnim dağılıyor ama asla ADHD değilim. Eskiler buna bilinç akışı derlerdi. Sonradan hastalık oldu. Zaten birçok şey sonradan hastalık addedildi. Devrimcilik birkaç istisna hariç her zaman suçtu ama yenilerde hastalık artık, şizofreniymiş! Eeee, devrimcileri etkisiz hale getirmek için kullanılan hapishaneleri, toplama kamplarını, idam sehpalarını aşanlar oldu. Bahçe duvaaaaaaaaarından aştım, bahçe duvaaaaaaaaarından aştım, sarmaşık güllere dolaştım. Zihnimde bu şarkı çalmaya başlarken, uğruna bahçe duvarından aşacağım bir tutkumun kalıp kalmadığını yokluyorum içimde. Şimdi bana yeniden ister misin, deseler ne derim mesela. Ne münasebet derim büyük ihtimal. Öyle ya, ne münasebet, hak verilmez alınır. Yeniden istersem isterim, götümü devirip evde yatmak istiyorsam da onu yaparım. Bana birilerinin kendi belirledikleri seçenekler içinden herhangi bir şey bahşetmesine kalmış değilim.
Yoruldum. Düşünmekten, konuşmaktan, itiraz etmekten. Ama yeniden dirilirim. Can benim, düş benim, ellere nesi? Yine de insan, yorgunluğundan konuşmak istiyor, biraz. İfade edilen şeyin yükü azalıyormuş. Öyle diyorlar. İnanmayabilirim elbette, yüz bin ayrı kılıf bulabilirim bu dandik önermeye. Bulmuyorum. Konuşmaya ihtiyacım var ama kendim dışında biriyle. İnsanlara ilgi çekici geliyor elbette benim hikayelerim de. Otoritelere karşı çıkan bir dedenin çok dokunaklı hikayesi.
Ama bu da hikayemi anlatma motivasyonumu düşürüyor. Evde oturuyorum. İnsan görme arzum öyle düşük ki, yer yer acaba bir otorite, mesela devlet falan, benim dışarı çıkmamı yasaklamış mı acaba, büyük bir suç mu olur mesela dışarı çıkmam diye aklıma geliyor. Hiddetleniyorum. Ne münasebet diyorum. Sonra üşendiğimden çıkmadığım aklıma geliyor. Kikirdiyorum.