Gün ağarmak üzereydi. Nermin heyecandan doğru düzgün uyumamıştı. Aradığı mutluluğu sonunda bulacaktı. Daha önce ümitlendiği çok anlar olmuştu ama çoğunluğu hayal kırıklığıyla son bulmuştu. Bu sefer farklı hissediyordu. Bu afişi görür görmez iletişim numarasını aramış ve kendisine verilen sıranın gelmesini beklemişti. Dün akşam gelen telefondu onu uyutmayan. Allah’tan babası ve abisi gelmeden çalmıştı ev telefonu da, kendisi açabilmişti.
Aylar süren depresyonunun ardından bu ani heyecan evde fark edilmişti tabi. Duyguların fark edilmesini geçtim birbirlerine nasıl olduklarını dahi sormayan aile üyeleri kendi kendilerine Nermin’in birini bulduğunu ve kaçıp gideceğini düşünmüşlerdi. Babası ve abisi kaş gözle anlaşmış, katı kurallarını daha da katılaştırmış, Nermin’i yemek dışında odasından çıkarmıyorlardı. Evde olmadıkları zamanlarda da annesini iyice tembihlemişlerdi. Annesi, abisi ve babasından farklı olarak içten içe seviniyordu. Kızı kaçıp gidecekti evden, kendisini kurtaracaktı. O an geldiğinde kızının evden çıkıp gitmesine göz yumacaktı. “Duymamışım, görmemişim, içim geçmiş” felan diyecekti evin erkeklerine de. Yani o da heyecanla bu anı bekliyordu.
Sabah olduğunda Nermin erkenden kalkmış, kahvaltı hazırlamış, sonrasında abisiyle babasının evden çıkmasını beklemişti sabırsızlıkla. Onlar çıkar çıkmaz küçük bir çanta hazırlayıp evden çıkabileceği anları gözlemişti. Başta mektup yazmak istemişti, en azından annesine. Eline kalem aldı ama hiçbir kelime dökülmedi ağzından. Kendini bildi bileli annesi ona hiç sarılmamış, o da ona sarılmamıştı. Sevgi sözcüğü de çıkmamıştı ağızlarından. Ama annesinin onu sevdiğini hissederdi hep. O yüzden son kez mutfağa gitti. Akşam yemeğini pişiren annesine arkasından sarılıp onu çok sevdiğini söyledi. Annesi şaşkınlıkla olduğu yerde kalakaldı. Döndü kızına gülümsedi ve kafasıyla kapıyı işaret etti. Nermin mesajı aldı, oyalanmadan evden çıktı.
Cebini yoklayınca annesinin para koyduğunu fark etti. Taksiye binmek en iyi fikirdi çünkü mahallede gezinirse abisine ve babasına haber uçabilirdi her an. Taksiciye adresi verirken heyecandan sesi titriyordu. Nasıl bir yerle karşılaşacağını kestiremiyordu. Depresyondan kurtulma, ebedi mutluluk gibi vaatler sunuyordu bu dükkan. İçinden “inşallah büyücü neyim değildir gideceğim yer, ya da bütün paramı alıp beni kandırmazlar” dedi. İlk defa korktu. Yola çıkmak, karar vermekten daha ürkütücüydü neticede. Cep telefonu da yoktu ki ters bir durum olursa birine haber etsin. “Hadi, ya organ mafyasına denk gelirsem” gibi düşünceler zihnini sararken taksicinin sesiyle kendine geldi. Gelmişlerdi. Eski, tarihi bir sokağa benziyordu burası. Teşekkür edip indikten sonra gözüyle dükkanı ararken omzuna biri dokundu. İrkildi ve arkasını döndüğünde piri fani, eski giyimli bir adam gülümseyerek ona bakıyordu. “Gel kızım, biz de seni bekliyorduk” dedi adam şefkatle. “ Ebedi mutluluk dükkanı” tabelası olan mekana girerken gözleri kamaştı Nermin’in. İçerde rengarenk kandiller, her asırdan saatler, antika eşyalar vardı. “Gel kızım, otur dinlen, çayını iç. Ben de o esnada sana dükkanın işleyişinden bahsedeyim.” dedi yaşlı adam. Sesinde güven ve huzur vardı.
“Şimdi kızım, biraz burda vakit geçir. Üst katımızda yatakhane var. Kadın, erkek ayrı merak etmeyesin. Ve seninle ilgilenecek kadın yardımcılarımız var. Rüya aleminde seni ebedi mutluluğa ulaştıracak şey bana ve sana hasıl olana kadar burada misafirimizsin.” dedi.
Nermin, “Aslında ben mutsuzluğumun sebebini biliyorum. Bana uygun aday bulursanız ben çok mutlu olurum. Ben yuva kurmak istiyorum” dedi.
Yaşlı adam “ Dur kızım, sakin ol. Gerçekten böyle mi anlayacağız. Bazen insanın çok istediği şey onun imtihanı olabilir.” dedi.
Nermin utandı. Korkuyordu ama adam çok güven veriyordu. Sanki insanın içini okuyor gibiydi. “ Kızım, istersen etrafı gez biraz. Yukarıdaki kattaki insanlarla da görüşebilirsin. Eğer güvenmezsen gidebilirsin. Hiç sorun değil. Bu arada temel bir ücretimiz var. Onu da yardıma muhtaç öğrencilere veriyoruz ve buradaki yiyeceklerin temini için kullanıyoruz.”
Nermin biraz etrafı gezip, burada kalan kadınlarla da konuştuktan sonra eve de dönemeyecek olduğu için dükkanda kalmaya karar verdi. Ne olursa olsun, evden çıkmıştı bir kere. “Tamam, kalacağım. Umarım çok kalmak zorunda kalmam” dedi adama gülümseyerek. Yaşlı adam da kafasıyla onayladı Nermin’i. Tatlı sözsüz bir müzik eşliğinde akşam yemeği servisi başladı. Menü çok hafifti. Bir kase çorba ve gül şerbeti. Nermin yemeğini yedikten sonra odalardan birine geçti. Ayakkabılarını çıkardı. Yatağına bağdaş kurdu ve günlüğüne yazmaya başladı.
“Sevgili günlük, bugün yeni hayatımın ilk günü. Beni ne bekliyor bilmiyorum. Ama heyecanlıyım. Belirsizlik beni ne kadar kaygılandırsa da yüzyıllar gibi geçen yirmi yıllık rutin hayatıma renk geldi. Umarım dolandırılmam :)”
Gözleri hafif müziğin ve loş ortamın etkisiyle kapanmaya başladı. İlk gün rüyasında belli belirsiz yollar gördü. Kayboluyordu, korkuyordu. Geri dönmeye çalışıyordu. Birkaç gün rüyalar aynı seyirde ilerledi.. Burada günler güzel geçiyordu. İnsanlarla sohbet ediyordu. Güzel müzikler dinliyordu. Kitap okuyordu. Heybesini dolduruyor gibi hissediyordu. Beşinci gün öyle bir rüya gördü ki hayatında gördüğü en belirgin rüyaydı. Yaşlı adamın yanına indiğinde onun da yüzünde bir tebessüm eşliğinde aynı netliği gördü. Adam ona ceviz ağacından yapılmış bir sandık verdi. Üzerine değerli taşlar işlenmişti.
“ Kızım ihtiyacın olan her şey o sandığın içinde. Eşyalarını toplayıp buraya veda edebilirsin. Kapıda seni bir taksi bekliyor. O seni gereken yere götürecek. Sandığın içinde tüm bilgiler var, bana güven ve sandığı yolda aç.”
Nermin artık adama tamamen güveniyordu. Elini öpmek istedi ama adam müsaade etmedi. Eşyalarını toplayıp arkadaşlarıyla vedalaştıktan sonra çantasını da alıp dükkandan çıktı. Taksiye bindiğinde artık sandığı açmaya karar verdi.
Sandıkta Afrika’ya tek yönlü uçak bileti biraz para vardı. Ve orada kendisine rehber olacak adamın numarası. Bir tuşlu telefon ve not.
“ Kızım, biz bazen neyle mutlu olacağımıza kendimiz karar verir ve ona öyle saplanır kalırız ki başka bir şey görmez gözümüz. Sen konfor alanından çıkıp hizmet ederek mutlu olacak bir insansın. Belki orada umduğun gibi bir aile de kurarsın. Geri dönmek istersen de kendi kararın. Ordaki rehber arkadaş sana yardımcı olacaktır. Ben sadece sana bir yol açtım. Asıl mutluluk kendi içimizde. Onu bulacak olan sensin”.