Yaşlar Ve Yaşantılar

Müzeyyen Demircioğlu

- Yok, bu sefer keyfi kaçıktı Nur’un. Yine bizi güldürdü etti ama dertliydi belli.

Arkadaşının sözlerini başıyla onayladı Sare. Çayından bir yudum aldı sonra. Zeynep konuşmaya devam edecekken garsonun gelmesiyle duraksadı. O akşam yaşananları tekrar düşünmeye başladı. Normalde güzel enerjiyle döndüğü arkadaş oturması bu sefer onun için hayal kırıklığı olmuştu. Sebebini anlamaya çalışıyordu. Garsonun boş tabakları alıp uzaklaşmasıyla Sare’ye döndü:

- Sence Nur neden o kadar tepkiliydi Rabia’ya?

- Bilemiyorum, yani belki onun geçtiği yollardan çoktan geçtiği için ve şu an daha büyük sorunlarla yüzleştiği için Rabia’nın dert ettikleri ona basit gelmiştir.

- Evet, olabillir. Aslında açıkça söyledi de bunu ona. Tek derdin bu olsun Rabia, dedi ya. Bana da basit geldi Rabia’nın anlattıkları ama onu anlayabiliyorum yine. Ben de zamanında dert etmiştim çünkü onun dert ettiklerini. O da zaman geçtikçe anlayacak ama benim takıldığım Nur’un abartılı tepkileriydi. Gerçi Nur her zaman öyle. Deliliğe vurarak bazı şeyleri aşmaya çalışıyor.

- Evet, kesinlikle. Kendini bize açamıyor direkt, hatta bence büyük problemleri var. Rabia’nın problemlerinin küçüklüğü onu biraz rahatsız etmiş olabilir. İnsan psikolojisi biraz böyle.

- Bence de öyle. Hepimizde var bu durum. Bir de Nur çok erken evlendi. Rabia ise isteklerininin, beklentilerinin daha farkında olduğu bir çağda evlendi. Yani Nur böyle düşünüyor bence ve kendisiyle kıyaslıyor.

- Olabilir. Bakışları ve mimikleriyle hayatın sillesini daha yemediğini söylüyordu Rabia’ya sanki. Rabia kocasının kendisine iltifat etmediğini söylerken bir bakışı vardı Nur’un, bilmiyorum gördün mü? O esnada bir de oğlunun burnunu silmeye çalışıyordu. Sanki “bir de çocuğun olsun da gör” der gibiydi.

- Gördüm, aynen. Ama şimdi uzun süre çocuğu olmadı ya çocuk ona ağır gelmiş galiba. Ya da tam tersi uzun bekleyişten sonra olduğu için çok kıymet verip kendini unutmuş da olabilir.

- Doğru. Bir de çocuk insana bazen ilişkisini unutturabiliyor. Ya da çocuktan önce sorunları halı altı yapabiliyorken çocukla beraber yapamıyorsun. İletişim kurmak zorundasın kocanla. İhtiyacın var çünkü yardımına. Babasııı, koş gel demek zorunda kalıyorsun. Küsemiyorsun da yani

- Hahahaha. Gerçekten öyle. Hayır bir de çocuklar babasına “baba” değil de “”babası diyorlar ya uzun süre. Asıl trajikomik olan o.

- Hahahah. Kesinlikle. Çocuk bence sanılanın aksine ilişkiyi kurtarmıyor. Kötüye giden ilişkinin sonlanmasına yardımcı oluyor.

- Ama kurtulma potansiyeli olan ilişkilerde de sorunların açığa çıkıp çözülmesine yardımcı oluyor diyebiliriz.

- O şekilde de olabilir tabi. Yani ne olacaksa hızlandırıyor diyebiliriz. Nurlar da çözebilirler inşallah sorunlarını.

- İnşallah. Nur biraz da Rabia’nın duygularını rahatça ifade etmesini biraz rahatsız edici buldu sanki. Hani bazı insanlar vardır ya, şeffaflığı çok hoş karşılamazlar. Bazıları da çok şeffaftır. Saflık derecesinde. Anlattığım bana nasıl dönecek diye düşünmezler. Rabia da öyle. Nur’u bu da rahatsız etmiş olabilir yani.

- Evet olabilir. Ben de şeffafım mesela. Benim gibi olan insanların yanında rahat konuşurum o yüzden. Ama tam tersi insanlar yıllar önce söylediğini hatırlayıp sana karşı kullanabiliyor. Nur öyle biri değil ama belki de Rabia’nın fütursuz şeffaflığı onu rahatsız etmiştir.

Sare kikirdeyerek:

-Neyse ya, analiz edeceğiz derken baya bir dedikodu yaptık.

- Yok canıım, dediğin gibi analiz sadece. Nur hep ortamın neşe kaynağı olunca üzüldüm bu seferki durumuna. Ya gerçi hep böyleydi belki, biz yeni fark etmeye başladık. Yaş aldıkça ve yaşanmışlar arttıkça.

- Hiç böyle düşünmemiştim. Şöyle geriye bakınca Nur’un hayatı hep zormuş. Ama biz fark etmemişiz. O neşesinde gizliyormuş kederini. Eee her zaman da arkadaşlarımızı analiz etmiyoruz ya, dedi ve gülerek ayağa kalktı Sare.

- Biraz da yürüsek mi, ayaklarımız açılsa.

- Çok iyi olur arkadaşım, yürüyelim ve biraz da kendimizi analiz edelim, dedi Zeynep de arkadaşının gülmesine eşlik ederek.