Rock'n Roll

Esra Abaoğlu

1961 yılında Erzurum’a bağlı Narman ilçesinin Samikale Köyü’nde doğdu. Asıl adı Hüseyin, şiirlerinde kullandığı mahlas kadar ailesinin kökeni de kimsenin umrunda değildi. Hüseyin 10 – 11 yaşlarına geldiğinde babasıyla birlikte çobanlık yapmak istediğini ifade etti. Ama babası tam zamanlı çalışan bir zabıt katibiydi. Bu Hüseyini çok derinden etkiledi. Çünkü danalarını otlattığı ablaktaş denilen yaylada yalnız kalmasına sebep oluyordu bu.

İlk önce bunu geçici bir oyun zannetti ailesi. Her çocuğun hayali arkadaşı olurdu Hüseyinin de kendisininkinden başka gözlere görünür olmayan danaları vardı ve onları otlatmak istiyordu. Buraya kadar her şey hala normaldi. Aileyi alarma geçiren nokta, Hüseyinin sabahları düzenli olarak ablaktaş yaylasına gitmeye başlaması oldu. Neymiş efendim danalarını otlatıp sonra köye getirecek oradan da otuz KM mesafede olan evlerine dönecek ve bunu Allahın her günü yapacakmış. Bir hafta boyunca, böyle git-gellere, nasılsa pes edeceğini umarak, ses etmediler. Ta ki bir akşam Hüseyin mutadı olan saatte eve gelmeyinceye kadar.

O gün Hüseyin danalarını her zamanki yere değil de Şekerli Düzü’nde otlatmaya götürmüştü. Bunu, AFAD, köylüler, jandarma ekipleri ve telaşlı ailenin üyeleri hep birlikte Hüseyin’i aramaya çıktıklarında öğrendiler. Hüseyin Şekerli Düzü’nde bir taşa başını koymuş biçimde uyur vaziyette bulundu. Uyandığında anlattığı şeyleri herkes duymasın diye babası onu göğsüne daha sıkı bastırdı, annesi daha yüksek sesle feryat etti. Belli ki oğulları cinlere perilere kırklara karışmıştı.

Bu haber tabi çok gizlenemedi. O gün Jandarma da aramaya katıldığı için Hüseyin önce adli kontrole sevk edildi. Oradaki doktor Hüseyin’in anlattıklarını ailenin ifade ettikleri ile birleştirince Hüseyin’i psikiyatri servisine yönlendirdi. Sonrası uzun uykular, deli rüyalar.

Yeşil güvercinler, dervişler, içtiği şerbetler konulu rüyalarına yenisini ekleyerek devam etti durdu Hüseyin. Ailesi de psikiyatri servislerine hocaları ekledi, okutmadıkları hoca, içirmedikleri okunmuş-su terkibi kalmadı.

Sonra aile yavaş yavaş elini çekti Hüseyinin üzerinden. Kimseye zararı yoktu. Kendisine zarar vereceği de yoktu. Cinler periler anlatır, konuşurdu ama sorulursa. Kendisine ilişilmezse ağzını bıçak açmıyordu. Bu rahatlık Hüseyin’e iyi geldi. Evde kendi kendine bir şeyler mırıldanmaya başlamışken, gitar kursuna gitmek istediğini söyledi. Çok ısrar edince kırmadılar. Kursta öğrendikleri ile kendi bestelerini yapmaya başladı. Hiçbir zaman normal, makbul ve iyileşmiş biri olmadı ama olduklarıyla baya göz doldurdu. Amatör besteleri ilk albümünü doldurdu. İlk albümünün çıkışında yakaladığı başarı diğerlerinin devamını getirdi.

Ne rüyaları ne de rüyaları dışında konuştuğu sesler dindi. Bunu yakın çevresinden de hiç gizlemedi. 5 Şubat 2015’te vefat ettiğinde aklının bir kısmı hala yaylalarla, konuştuğu dervişlerdeydi. Damağında rüyalarında içtiği şerbetin tadıyla baki aleme irtihal etti. Rüyalarının gerçekleştiği kısımlar sıradan gözlere hiç görünmedi.