Kâğıtsızlar

Deniz Mavi, Bakiye Kırmızı - Halime Selcen Nazlıkaya

Deniz Mavi, Bakiye Kırmızı

Halime Selcen Nazlıkaya

​ Telefonun ekranı her aydınlandığında göğsüme görünmez bir taş oturuyordu. Banka uygulamasından gelen bildirimler artık sıradan birer mesaj değil birer tehdit gibi gelmeye başlamıştı. "Sayın müşterimiz, kredinizin son ödeme tarihi...", "Kullanılabilir nakit avans limitiniz..." Ekranı hızla yukarı kaydırıp bildirimi sildim. Salonda hemen yanı başımdaki eşim ve çocuklarımın ne bu kırmızı bakiyelerden, üst üste çekilen kredilerden ne de o dipsiz borç kuyusundan haberi vardı. Birkaç ay önce hayatımdaki tüm boşlukları tek bir hamlede doldurabilecekmiş gibi yaptığım o büyük, kontrolsüz ve tamamen gereksiz harcamaların bedeli şimdi bir çığ gibi büyümüştü. Bir deliği kapatmak için başka bir delik açıp nakit avansların sınırlarını zorluyor her ay sıfırın daha da altına iniyordum. En zoru da evimizdeki o neşeli, tasasız havaydı. Akşam yemeğinden sonra çaylar tazelenirken televizyondaki bir reklam ya da mutfaktaki sıradan bir sohbet dönüp dolaşıp hep aynı noktada birleşiyordu. Yaz tatili. ​Normalde hepimizi hafifletmesi, tüm yılın yorgunluğunu alıp götürmesi gereken o "tatil vakti", bu yıl hiç beklenmedik bir misafir gibi geliyordu bana. Üstelik bu misafir eli boş da gelmemişti; yanında bavullar dolusu harcama listesi, otel rezervasyonları, yol masrafları ve gitmişken yapılacaklar planlarını da yanı sıra getirmişti. Eşim ve çocuklar salonda haritaları açmış heyecanla rotaları çizerken bende sadece başımla onaylamakla yetiniyordum. "Bu yıl kesinlikle o sahil kasabasına gitmeliyiz," diyordu büyük oğlum gözleri parlayarak. "Annem de çok istiyor, hem bize de değişiklik olur." ​"Tabii," diyebildim sesim içime kaçmışçasına. Boğazımdaki o kuru düğümü yutmaya çalışarak. "Gideriz elbet." dedim kendime inanmayarak da olsa. Zihnimdeki hesap makinesi ise çoktan çalışmaya başlamıştı. Yol masrafları, konaklama... Zaten ekside olan bir hesaba, bu davetsiz misafiri ağırlamak için kaç bin lira daha eklemesi gerekecekti acaba? Hangi banka bana bir nakit avans daha tanımlardı ki? Bu tatili finanse etmek için arkada hangi yeni gizli kredilerin sözleşmesini onaylamam gerekecekti? Girişilen bu tiyatroda en ağır rol tamda buydu. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmak. Aynanın karşısına geçip yüzüme o "her şey yolunda" maskesini taktım. İçeride sevgili ailem valizleri ortaya çıkarmış, yazlık kıyafetleri seçiyordu. Odadan kahkahalar, neşeli şarkılar yükseliyordu. Bende yatak odasının köşesindeki kendi boş valizime baktım uzun uzun. Herkes valizine tişörtlerini, güneş kremlerini ve tatil hayallerini doldururken ben o valizin içine kimseye anlatamadığım sırrımı, banka dekontlarımı, geceleri uykumu bölen o ağır çaresizliğimi yerleştiriyorum. ​Yola çıkacağız yarın bir gün. Biliyorum ki arabanın bagajı ağzına kadar dolacak. Ama en büyük, en ağır bagaj ruhumda taşıdığım ve kolay kolay omzumdan indiremeyeceğim o görünmez borç yükü olacak. Gittiğimiz deniz ne kadar mavi olursa olsun arkamızdaki o kırmızı hesap gölgesi sahilde bile üzerimize düşecek hissediyorum. Üstesinden gelebileceğim kadar kolay olmayacak hissediyorum…