Yaşanmamış Yerler Atlası

Sema Deveci Öcebe

Sekme 1

Ben Hikmet.

Doğduğu andan itibaren dünya ile arasına kapanmaz bir gedik açılan adam.

Gecenin bir vakti pencerenin önüne oturmuş, tanık olunan değil yaşanan bir hatıra arayan adam.

Kırk beş yıl oldu bu âleme gönderileli. Varlığımı ne dünya ile ne de onun sevdalısı insanlar ile uzlaştırabildim. Lakin her insan gibi ben de unuttum verdiğim ahdi. Dünyaya karışamadım, belki hep ayrık otu olarak yaşadım ama zihnim hep onunla doluydu. Bundandır şehirde yaşamayı seçtim. Temas edemesem de seyretmek istedim akan hayatı.

Ben Hikmet.

Yaşama değmeyen, gitmek istediği yerlere dahi kafa haritasında giden adam. Sorsalar bana şehrin haritasını, yirmi üç Nisan’da, okuyacağı şiir ezberletilen bir çocuk gibi şakırım ama ne anlatılıyordu ne hissettin bu şiirde deseler işte o zaman konuşacak tek bir kelâmım olmaz.

Çok değil, bundan bir on sene önceye gittiğimde sanatla meşgul olma isteğiyle dolup taştığımı hatırlıyorum. Şehirdeki bütün sanat merkezlerinin haritası kafamda. Hangisi eve daha yakın, hangisinde park sorunu daha az, hangisi daha kalabalık muhitlerde. Ama bir sanata başladığımı, bir kerecik olsun tecrübe ettiğimi anımsayamıyorum. Zihnim yollarla dolu, adımlarımsa hiçbir yere varmıyor.

Bu şehre iş için taşındığım ilk yıl zihnime hücum ediyor. Daha taşınmadan evvel şehrin sokaklarını, kavşaklarını, yollarını didik didik ettiğimi hatırlıyorum. Kendime, gezilecek yerler listesi yapmıştım. Taşınıp da çalışmaya başladığımdaysa haritayı açıp her gün bu listenin üzerinden geçiyordum. İşte birinci senemiz dolunca arkadaşların zoruyla ilk defa bir mekâna gidip onların bu kısacık zaman diliminde edindiği anıları dinlerken hayrete düşmüş, sıra bana geldiğinde tek bir söz söyleyemeden donakalmıştım.

Ben Hikmet.

Söylenecek çok söz yok hayatıma dair.

Oturduğum şu koltukta geriye baktıkça, şehrin içinde değil çizgilerinde yaşayan bir adam görüyorum. Haritalarda kayboluyor; ufalıyor, yok oluşuma şahit oluyorum.

Sekme 2