Vazgeçilen

İrem İlayda Karkı

Gözümü açtım Yaren vardı. Hayatım hep onunla var oldu. Ne ondan öncesini hatırlıyordum ne de onun dışında bir yaşamı. O da hep bana beni ne kadar sevdiğini söylüyordu, bensiz bir hayatı olamayacağını. Suzim derdi bana, taa yürekten. İnandım. Bundan sebep Berk hayatımıza dahil olduğunda ve bu Yaren’ı hiç olmadığı kadar mutlu ettiğinde sevindim. Artık üçümüz takılıyorduk.

“Bence buna ihtiyacın yok.”

“Ben sana güveniyorum, Suzi’yi hayatımızdan çıkaralım artık.”

“Suzi burada olduğu sürece hep aynı noktada kalacaksın.”

Berk’in bana sataşmalarına Yaren’ı çok sevdiğim için katlanıyordum. O da biraz olsun Yaren’ı sevseydi benim gitmemi bu kadar istemezdi. Ben onun hayat yoldaşıydım. Berk yokken ben vardım. Bir gün Berk gittiğinde, Yaren için üzülsem de gitmesini yürekten diliyordum, yine yanında ben olacaktım. Bu sebeple katlanmaya devam ettim. Hem ne diyebilirdim ki? Beni bırakma diye yalvaracak hâlim yoktu. Ona hayatında hep yön gösterirdim, hiç bilmediğimiz yollara giderdik bazen. Bana güvenirdi. İnsan güvendiği birini neden bırakır ki? Ama o bıraktı.

“Özür dilerim. Berk’i hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. Bir süre onun yanında görüşmeyelim.”

Kırılsam da kabul ettim. En azından tamamen vazgeçmemişti benden. Artık Berk yokken görüşüyorduk ama eski samimiyetimizi hissedemiyordum. Bu görüşmeler de çok uzun sürmüyordu. Sıklığı da giderek azalmaya başlamıştı. Bazen haftada bir bile görüştüğümüz oluyordu. İşte o zaman endişelenmeye başladım. Berk haklı olabilir miydi? Bana ihtiyacı yok muydu? Bana artık Suzi bile demiyordu. Çok az konuşuyordu. Bazen Berk ile kavga ettiklerinde Berk’e söyleyemeyip içinde kalan şeyleri bana anlatıyordu. O zamanlar kendimi iyi hissediyordum. Berk ile ayrılırlarsa bana tamamen döneceğinden emin oluyordum hatta.

Ben Berk ile ayrılık haberi beklerken Yaren “Evleniyorummmm.” diye geldi bir gün. Çok mutluydu. Uzun zaman sonra o gün bana Suzim dedi.

“Hadi Suzim gidelim de gelinlik seçelim.”

Yine en önemli anlarından birinde ona ben eşlik ediyordum. Bu habere sevinip sevinmediğimden emin değildim. Ama Yaren mutluydu ve önemli olan da buydu. Gelinlik seçmeye Berk de gelmişti. Gözümün önünde cilveleşip duruyorlardı. Berk’e olan kinim yüzünden orada kalmak istemesem de Yaren’ın bana ihtiyacı varken onu terk edemezdim. Dönüş yolunda Berk de bizimle arabaya bindi. Benim varlığımın onu yine rahatsız etmeye başladığını hissetmiştim. Yaren da öyle.

“Berk biliyorum hoşlanmıyorsun ama şu an ona ihtiyacım var.”

Bu sözler kalbimde filizlenen bir fidan gibiydi. Yürü be Yaren, göster ona gününü!

“Hayatım ben seni düşündüğüm için söylüyorum. Hafızana güveniyorum. İstersen deneyelim. Bırak şunu, bakalım gidebilecek misin eve? Yanında ben varım korkma.”

“Ama Berk şu an hazır değilim bence.”

“Hazırsın. Hadiii.”

Berk yine beni kapı dışarı etmeye çalışıyordu. Benimle derdi neydi, bir türlü anlayamıyordum.

“Öfff Berk. Kıskanıyor musun sen yoksa Suzi’yi.”

Yaren’a bak sen, Berk’in derdini bulmuştu işte. Evet kesinlikle beni kıskanıyordu. Berk sağlam bir kahkaha patlattı bu sözden sonra. Benim yüzümde gururlu bir gülümse vardı.

“Yaren saçmalama lütfen. Aptal bir harita uygulamasını mı kıskanacağım? Yani bu kadar zaman söylemedim ama bir de isim takmışsın. Güldürüyorsun beni.”

Uygulama mı? Ben bir uygulama mıydım? Yaren’a baktım. Sırıtıyordu. Kendime bakmaya çalıştım. Ellerime, ayaklarıma, bana dair herhangi bir şeye. Yoktu. Ben neydim?

Yaren’a baktım bir açıklama yapması için. Beni çok önemsiyor gibi değildi. Bir uygulama olmadığımı söylemesini istiyordum ama o susuyordu. Berk doğru mu söylüyordu? Gittiğimiz yolları, gezdiğimiz şehirleri düşündüm. Bu kadar zaman ne kadar da eğlenmiştik. Berk gelene kadar hayatımız ne kadar yolundaydı. Ama ben bir uygulamaymışım. Nasıl olur?

“Tamam kapatıyorum Suzi’yi.”

Suzi derken gülerek ve vurgu yaparak söylemişti. Yine Berk kazanmıştı. Vazgeçilmiştim.