Ülkede arkadaşlığın, muhabbetin normal olarak karşılandığı zamanlar geride kalmıştı. Kimse kimseyle samimi bir muhabbet kuramıyordu artık. Ya ihbar edilirsem stresi, insanların kendi kabuğuna dönmesine sebep olmuştu. Kendi kabuğuna dönen insanlarsa depresif ruh halinden çıkamıyorlar, buna rağmen kabuklarından da ayrılamıyorlardı.
İlk kıvılcım 2039 Ekim ayında ortaya çıkmıştı. Kendilerini doğanın savaşçısı olarak tanıtan bir grup, sigara satan tüm işletmeleri hedef almış, eğer o gün gece yarısına kadar bu eylemden vazgeçip sigaraları imha etmezlerse olacaklardan sorumlu olmayacaklarını ifade etmişlerdi. Bu video hızla her telefona, tablete yayılmıştı. İnsanlar gülerek tepki vermiş, tiryaki olanlarsa ne olur ne olmaz diyerek eve stok yapmışlardı. Ana haberlerde bu video mizahi bir dille ele alınmış, şahısların arandığı dile getirilmişti. Nitekim o gün bulunamadılar, sonraki günlerde de. O gün video ile dalga geçen insanlar ertesi sabaha şaşırtıcı bir haber ile uyanmıştı. Sigara satan tüm işletmelerdeki sigaralar çalınmış ve kocaman bir çukurda yakılmıştı. Bu habere kimse gülememişti. Anlaşıldı ki bu küçük bir grubun işi değil, çok daha büyük bir örgütün operasyonuydu. Bu olayların yaşandığı günlerde açık oturumlar oluşturuldu, niyet analizleri yapıldı, eylemin bununla sınırlı kalıp kalmayacağı tartışıldı. Polislerin operasyonları anlık takip edildi. Sonuç, bir boşluk. Hiçbir şey bulunamamış, hiçkimse tutuklanamamıştı. Olayı üstlenen kişiler ortaya çıksa da kısa zamanda yalan olduğu anlaşılmıştı. Bu durum haliyle yönetime, kolluk kuvvetlerine güvensizliği de beraberinde getirmişti.
İşletmeler birkaç hafta yeniden sigara satmaya çekinseler de talep fazla olunca çok da direnmemişlerdi. Maddi gücü iyi olan işletmeler tarafından güvenlik önlemleri arttırılmış, maddi gücü olmayanlarsa kapıya dua asmakta bulmuştu çareyi. Sonrasında yaklaşık bir sene bu konuyla alakalı hiçbir eylem olmadı. İnsanlar da bunun bir seferlik bir durum olduğunu düşünüp rahat bir nefes aldılar. Bir süre sonra da böyle bir olayın yaşandığını bile unuttular.
2040 Ekim ayı tüm hafızaların tazelendiği bir ay oldu. Geçen sene video yayınlayan aynı grup yeni bir video hazırladı. Bu kez işletmelerin sigaraları imha etmesini istemekle kalmıyor, sokakta sigara içen bir insan dahi görmek istemediklerini söylüyorlardı. Yine gece yarısına kadar süre verildi. Ülke ikiye bölündü. Bir kısım insan ‘Dediklerini yapalım ne yapacakları belli olmaz.’ diyordu. Diğer bir kısım ise tüm sokakları kontrol edemezler ya, diyerek bir şey olmayacağını savunuyordu. İşletmeler risk almayıp tüm sigara paketlerini ya imha etmişler ya da saklamışlardı. Ertesi gün çokça kaçırılma vakaları oldu. Kaçırılanların sokakta sigara içen insanlar oldukları sonradan ortaya çıktı. Tüm ülke haberlere kitlenmiş neler olacağını bekliyordu. Kaçırılanların tek tek ‘Sigara içtiğim için çok pişmanım, lütfen tertemiz dünyamızı dumana boğmayalım.’ açıklamalarının olduğu videolar yayınlandı ve sonrasında serbest bırakıldılar. Polisin onca soruşturmasına rağmen bu işi yapanlar ortaya çıkmadı. Kameralar bir şekilde ya bozuluyor ya da kontrolden çıkıyordu. Etrafta olaylara şahit olan insanlar belirgin hiçbir şey söyleyemiyorlardı. O günün akşamında örgüt bir video yayınladı ve bundan sonra sokakta, kafelerde ve halka açık diğer alanlarda sigara içenlerin başına da benzer şeyler geleceğini söylediler. Kimse korkusundan evi dışında bir yerde sigara içemez olmuştu. Sigaralar el altından satılıyor, karaborsaya düştüğü için fiyatları çok yüksek oluyordu. Bu sebeple tiryaki bile olsa bazı insanlar bırakmak zorunda kalmışlardı.
İlk başta zor da olsa insanlar zamanla bu düzene alışmaya başladılar. Sonuçta insan her şeye alışıyordu. Bir yıl bu şekilde geçti. 2041 Ekim ayında halk kendilerini unutmak üzereyken örgüt üyeleri bir video daha yayınladılar. Artık evlerde de sigara içilmesini yasaklamışlardı. İnsanlar ‘Yok artık!’ dediler, yönetime bu olayı durdurması için fazlaca baskı yaptılar. Ama yönetim de çaresizdi. Bu videodan sonra da istifa ettiler. Yeni seçilen yönetim de büyük sözler etse de pek bir şey yapamadı. Uzaktan konuşmak kolaydı. Olayın içine dahil olunca çaresizlik onları da sarmıştı. Son videodan sonra bir çok insan evde bile sigara içmeye cesaret edemedi. içenler de bir önceki olayda olduğu gibi kaçırıldılar ve tövbe videolarından sonra serbest bırakıldılar.
İki senedir yaşanan olaylar neticesinde sadece sigara içenler değil içmeyenler de yıpranmışlardı. İçlerinde ‘Beni içiyor sanarlar da kaçırırlarsa, kendimi açıklayamazsam?’ korkuları vardı. Soğuk havalarda sigara dumanı olarak anlaşılır korkusuyla aldıkları nefesi dışarı vermeye korkuyorlardı. Zehra da onlardan biriydi. Kendi kabuğuna çekilmiş ama orada bir türlü mutlu olamamıştı. Sigara içilmeyen bir ülkede yaşamak hayat kalitesi açısından mükemmel bir durumda ama bunu sağlamaya çalıştıkları sırada tüm insanların psikolojisi yerle bir olduğu için neredeyse kimse kendini mükemmel hissedemiyordu. Duygularını ifade etmeye bile çekiniyorlardı. Bir gün bu durum Zehra’nın canına tak dedi. Kendini çektiği bir video hazırladı. Burada örgüte amaçlarının ne kadar iyi olsa da kendisi gibi olan insanlarda bile pskilojik olarak yıpratıcı bir sürece maruz bıraktıkları için şu an kimsenin sağlıklı olmadığını anlatıyordu. İşe yarar mıydı bilmiyordu ama korkularına rağmen risk alarak videoyu yayınladı. İlk adımı o atmıştı, ardından ona benzer şeyler yaşayan insanların videoları da internete düşmeye başladı. Zehra yalnız kalmadığı için seviniyordu. Bu hareketlerinin bir etkisi olup olmadığına dair sonucu çok beklemelerine gerek kalmadı. Daha yirmi dört saat geçmeden kimsenin beklemediği bir olay oldu. Tüm ülkede sirenler çalmaya başladı. Şehrin farklı noktalarında bulunan led ekranlarda ‘Sigara bıraktırma projesi son bulmuştur!’ yazıları geçmeye başladı. Birkaç saat sonra yönetimin de içinde bulunduğu bir grup insan basın açıklaması yaptılar. Şöyle diyorlardı:
“Dünyanın bulunduğu olumsuz hava şartlarını değiştirmek adına planlamış olduğumuz projemiz an itibariyle son bulmuştur. İyi bir niyetle çıktığımız bu yolda sigarayı bıraktırmakta başarılı olduk ancak beklenmeyen psikolojik etkiler sonucu projemiz istediği amaca ulaşamamıştır. Siz hatırlamasanız da bir deney için gönüllü olarak seçildiniz. Size süreçler tek tek anlatıldı ve gönüllü olduğunuza dair kâğıtlar imzalatıldı. Hafızanızın silinip yerine yapay anılar eklenmesinden sonra her ayrıntısıyla gerçeği yansıtan ama bizim kurguladığımız bu şehre getirildiniz. İki senedir yaşanan her şey kurguydu. Evlerinize döndüğünüzde bunları hatırlayacaksınız. Projemiz başarısız olsa da dilerim ki sigara içmemeye evlerinizde de devam edersiniz.”
Bu kısa açıklama sonrasında insanlar kötü bir rüya görüp de bunun rüya olduğunu rüyanın içinde anladıkları o hisse kapıldılar. Hâlâ rüyanın içerisindeydiler ve uyanmayı bekliyorlardı. Uyandıklarında gerçek dünyalarının da o kadar mükemmel olmadığını anlayacaklar ve uyanmak istedikleri için pişman olacaklardı. En nihayetinde de en kötü gerçek güzel yalanlardan iyidir deyip yine hayatlarına uyum sağlayacaklardı.