Apartman girişinden itibaren aldığım sigara kokusuna doğru yürümek yeterdi yabancı biri için bizim evi bulmaya. Yıllardır aynı kokuya tahammül ediyordum ve artık sabrımın sonlarındaydım. Adamı iki defa boşamaya kalktım, ilkinde babam bunun bir boşanma sebebi olamayacağını söyleyip beni gerisin geri evime yolladı. İkincisinde aile danışmanına gittik, bir süreliğine her şey iyiye gitti. Hayri sigarayı azaltıp balkonda içmeye başladı. Ben de duvarları boyatıp, her yeri kaldırıp temizleyip, yılların sinmiş kokusundan kurtulmaya çalıştım. Çiçekli oda kokularıyla, lavanta torbalarıyla, naftalin toplarıyla bir nebze temiz nefes almıştım ki her şey başa döndü. Bir iki derken sigarayı yine evde içmeye, kanepelere sigara külü düşürüp yakmaya başladı. Perdeleri haftada bir yıkıyordum, sürekli yıprandığı için iki yılda bir baştan başa yeni perdeler diktiriyordum. Duvarlar evde soba yakılıyor gibi sapsarı oluyordu, her yıl evi boyatıyordum. Giydiğim giymediğim tüm kıyafetlere sigara kokusu sindiği için çamaşır makinesi durmadan çalışıyordu ve haliyle bozuluyordu. On yedi yıllık evliliğimizde beşinci çamaşır makinesini almıştık. Ağlamamak için dişlerimi sıkarak ve ayaklarımı sürüyerek çıktım merdivenleri. Komşulardan biri patates kızartmıştı, şimdi de biberler kızarıyordu. Biri yeşil fasülye yapmış ama soğanı çok kavurmuştu, yanık soğan kokusu geliyordu. 3. kat yemek yapmamış, yine dışarıdan söyleyecek. Karşı komşum da mantı yapmış olmalı, sarımsaklı yoğurt kokusu tüm katı sarmıştı. Bizim evden gelen koku malumdu. Kapıyı açtığımla dumanın ve kokunun üstüme saldırması bir oldu. Yine pencereler hiç açılmamış, ev havalandırılmamıştı. Üstelik yine sucuklu yumurta yapmış, tavayı da kolay yıkayayım diye suyun altına tutmuştu ki aman ıslak ıslak koku iyice bir yapışsındı eve. Ve belli ki peyniri ortada bırakmış; pastırma da çıkarmış, çemenin kokusu tüm evi sarmıştı. Bir köpek burnuna sahip olduğumu söylüyordu Hayri hep. Başlarda övündüğüm koku algım ve hafızam şimdi bana cehennemi yaşatıyordu.
İçeri girer girmez kavga çıkarmayayım diye gülümseyerek “Gel hele gel.” dedi. Memnuniyetsizliğimi gizlemeyerek girdim odaya. Aldığımda bembeyaz olan şimdi ise kahverengi gibi gri gibi bir renge dönmüş olan atleti ve çizgili pijamalarıyla kanepeye oturmuş; başının üzerinde ilahi bir hare gibi dönüp duran duman bulutu ile Sırlar Perdesi’ndeki sonradan imana gelecek olan kötü adamlara benziyordu. Uçları sigara dumanından sararmış bıyıklarıyla, haftada bir bile fırça görmeyen küflenmiş dişleriyle gülüyor; kendisini on yaş büyük gösteren iyice çukurlaşmış kaz ayaklarıyla, önünde dumandan bir perde var gibi soluk gözleriyle bakıyordu bana. “Ne var!” dedim. Haftaya İran’a yolcu götüreceklermiş. “Devrim Muhafızları’nın kurşunlarına gelesin!” dedim içimden. Dışımdan da “İyi, git de şöyle uzunca git ama evi bir temizleyeyim. Azıcık nefes alayım evde.” dedim.
Evden çıkacak olması aylardır kurduğum, senaryosunu yazıp yazıp sildiğim planımı uygulamam için de çok iyi bir fırsattı. O evdeyken olmazdı. Herkes benden şüphelenirdi ilk. Ama dışarda başına gelecek hiçbir şeyin sorumlusu olarak beni görmezlerdi. Görseler de kuruntu der geçerlerdi. Sabahı zor ettim. Her gün işe gitmek için evden çıktığım saati bekleyemeyip erkenden çıktım ama elimdeki telefonu çevirmek için biraz daha beklemem gerekiyordu. Yol kenarındaki bir pastaneye girdim. Simit yiyip sıcak süt içtim. Planımı yeniden gözden geçirdim. Bu adamdan kurtulmanın başka yolu yoktu. Kendi kendine öleceği de yoktu. Birkaç saati zor geçirdim. İşten izin aldım ki belki adamlar yüz yüze görüşmek isterdi. Kartta yazan saat dolar dolmaz numarayı çevirdim. Genç bir kız, canlı sesiyle telefonu açtı:
-Son Nefes Temizlik Şirketi. Buyrun efendim.
-Merhaba. Ben. Yetkili biriyle görüşebilir miyim?
-Size hitap edebilmem için isminizi söyler misiniz?
-Ben Nuran. Ama yetkili biriyle görüşmek istiyorum.
-Nuran hanım, görüşmelerimiz kalite standartları gereği kayıt altına alınmaktadır. Öncelikle talebinizi birkaç kelime ile anlatmanız gerekmektedir. Talebiniz kabul görürse, sizi yetkili biriyle görüştürebiliriz. Anladığım kadarıyla temizlik için bize başvuruyorsunuz. Doğru anlamışsam evet, yanlış anlamışsam hayır deyiniz.
-Evet.
-Nuran hanım, temizlenecek kişi veya kişilerle ilgili bilgi verebilir misiniz? Örneğin kaç yaşında, cinsiyeti nedir? Neden böyle bir talepte bulunuyorsunuz? Dilerseniz öncesinde psikolojik destek alabilir, karar sürecinizin sağlığı hakkında danışmanlarımızla kısa görüşmeler yapabilirsiniz. Bu ek hizmet için ödemeniz gereken tutar, ödeyeceğiniz tutarın yalnızca %25’idir efendim.
-Hayır, istemiyorum. Şey, ben eşim için temizlik hizmeti almak istiyorum. Kendisi 42 yaşında. Erkek. Yani tabii ki benim eşim olduğu için bunu söylemem gerek yok ama heyecanlandım biraz kusura bakmayın. Yıllardır durmadan sigara içiyor. Artık sigara kokusu ile yaşamak istemiyorum. Size güvenebilir miyim?
-Tabii ki efendim. Yıllardır bu işi hakkıyla yapan sayılı şirketlerden biriyiz. Gizliliğimizden ve kalitemizden memnun kalacağınızdan şüpheniz olmasın. Ödemeyi nasıl yapmayı tercih edersiniz? Nakit ödemelerinizde indirim fırsatımız bulunmakta. Dilerseniz ikinci işiniz için de %50 indirim fırsatımız bu ay sonuna kadar devam etmektedir. Ödemenin yarısını peşin, iş bitiminde de kalan yarısını yapacaksınız. İş bittikten sonra yapılmamış ödemeler için kendi tahsilat yöntemlerimizi kullanıyoruz. İş esnasında elemanlarımızın yakalanması durumunda sizlerin gizliliği kesinlikle korunacaktır. Fakat yakalanma durumu sizin verdiğiniz bilgilerdeki eksiklik, yanlışlık veya sizden kaynaklı bir panik sebebiyle olursa mahkeme ücreti sizden tahsil edilecektir. Onaylıyor musunuz efendim?
-Evet onaylıyorum.
-Kaydınız alınmıştır Nuran hanım. Şimdi bize istediğiniz özel yöntemler var mı bunlardan bahseder misiniz? Bazı işlemler ek ücrete tabiidir. Dilerseniz size bununla da ilgili bilgi vermek isterim. Örn…
-Hayır hayır, ben sadece bu işin çabucak bitmesini istiyorum. Artık buna dayanacak gücüm kalmadı.
-Peki efendim, herhangi bir özel muamele istemediğinizi söylediniz. Peki işi ne zamana kadar bitirelim? Bize bir son tarih verir misiniz?
-Evet. Eşim haftaya İran’a yolcu götürecek. Yani evde olmayacak. Bu yüzden kimse benden şüphelenmez. Daha önce defalarca gittiği için kullanacağı güzergâhı biliyorum. İran’a girmeden yani Gürbulak sınır kapısından çıkmadan bu işin bitmesi lazım.
-Evet efendim. Yurt dışı hizmetimiz yok zaten. Sınır kapısı gibi kritik noktalar ise ekstra ücrete tabi. Yakalanma olasılığı büyük olduğu kadar, acınıza da ekstra bir karizma katacağı için bunun için de ek ödeme yapmanız gerekiyor.
-Hayır, ne kadar sessiz sedasız olursa o kadar iyi. Bir an önce beni kurtarın. Evden çıkar çıkmaz bile olabilir. Çok uzaklaşmasına gerek yok.
Konuşma çok uzamadı. Ne istediğimi gayet iyi anlatmıştım. Tüm notları alan kız, ödeme için İban göndermiş, açıklama kısmına da “genel temizlik” yazmamı istemişti. Ödemeyi yaptıktan sonra kendilerine makbuzu da atacaktım. Tüm söylenenleri eksiksiz ve biraz heyecan çokça korku karışık duygularla yerine getirdim. Şimdi Hayri’nin evden çıkacağı günü beklemem gerekiyordu. Beklerken, yaptığım şeyden pişman olmamak için Hayri’yle göz göze gelmemeye çalışıyor ve ona iyi davranıyordum. Geçmek bilmeyen bu bir haftada defalarca kendimle çatıştım. Çok defa vazgeçmenin eşiğine geldim. Kaç kere sonradan dökeceğim gözyaşlarının provasını yaptım. Sonunda sayılı gün çabuk geçti ve Hayri kendisine 10 gün yetecek kadar çamaşır, yiyecek ve birkaç paket sigarayı çantasına alıp yola çıktı. İran yolunu çok severdi çünkü karton karton kaçak sigarayla dönerdi oradan. Kaçak sigarayı sınır kapısından geçirmek onlar için çok heyecanlıydı. Sigarayı sınıra yaklaşınca kadın ve çocuk yolculara paylaştırıyorlarmış. Kimse gıkını çıkarmıyormuş bu esnada. Terör bölgesi olduğundan sessizce ve korkarak kendilerine verilen sigarayı alıyor, kontrol noktasından geçince tekrar sahibine uzatıyorlarmış. Bu genel kültür bilgisiyle ne yapacağımı bilmeden defalarca dinlemiştim Hayri’den. Çantasına sigaraları koyduktan sonra bir kez daha keyifle anlattı bana.
Hayri’yi yolcu ettikten sonra, sabırsız ve korku dolu bekleyişim başladı. İlk günü çok zor geçirdim. Sanki boğazımda kocaman, kuru bir ekmek lokması takılıp kalmıştı. Ağlamamak için kendimi zorladığım zamanların sancısını çekiyordum. Pencereyi açıyor, temiz havayı içime çekiyordum ama ciğerlerime dolan hava beni boğuyor gibiydi. İkinci güne çok yorgun başladım, çünkü bir dakika bile uyumadım. Bir dakika bile oturmadım. Odadan odaya gezip durdum gece boyu. Günler birbirinin aynısı gibi geçip gitti. Bir hafta sonra öğlene doğru telefon çaldı. Yüreğim ağzımda açtım telefonu. Son Nefes Temizlik Şirketinden aranıyordum. “Temizlik işleminiz tamamlanmıştır. Lütfen hiçbir şey bilmiyor gibi bekleyiniz ve size bilgi geldiğinde olması gerektiği gibi tepkiler veriniz. Paranın kalan kısmını, iki saat içinde size daha önce verilen hesabımıza atınız.” Hayri’nin haberi henüz güvenilir bir kaynaktan gelmemişti ama ben bu adamlara gereksiz bir güven duyuyordum. kalan parayı telefonu kapatır kapatmaz attım. Sonunda bu adamdan kurtulmuştum. Bunun sevinci ve on yedi yıllık eşimin başına gelenlerin hüznü ile baş başa kalmıştım. Bunu biriyle paylaşmanın arzusuyla yanıp tutuşuyordum ama susmam, hiçbir şey belli etmemem gerekiyordu. Şimdi gelecek bir telefon, bir haberci, bir tanıdık yolu gözlüyordum. Bana çok uzun gelen birkaç saat sonra kapı çaldı. Saçlarımı toplayıp, sanki her şey normalmiş gibi kapıya gittim. Beklediğim biri yokmuş gibi hafif şaşkınca açtım kapıyı. Açmamla birlikte Hayri’yi karşımda görüp çığlık atmam bir oldu. Hayri yaşıyordu ama üstü başı yırtık, kaşı gözü dağılmıştı. Kapıya tutunmuş perişan halde bana bakıyordu. Bense hortlak görmüş gibi dilimi yutmuştum. Hayri içeri girmeye çalışıyordu ama ben donup kalmıştım, yerimden kıpırdayıp da ona yol açamıyordum. Bir süre sessiz bir savaş verdikten sonra Hayri içeri girebildi. “Beni dövdüler Nuran.” dedi. Tüm korkularımdan arınmıştım, şimdi sonsuz bir öfkeyle soluyordum. Yine de içimde kopan fırtınayı dışarı salmadım. Ne olduğunu sordum, anlatmaya başladı.
-Evden çıktıktan on dakika sonra arabanın önünü kesti birileri. Gideceğim istikameti biliyorlardı, bizi de atıver dediler. Ben de bir karton sigara parasına tamam dedim. Biraz ilerleyip de yol sakinleşince biri, evden bir şey almam lazım şurada duruver de hem bir soluklanalım hem de alacaklarımı toparlayayım dedi. Evden erken çıktığım için vakit vardı, kabul ettim. Beni bir odaya aldılar, ardından bir adam yanıma geldi, normal sohbet etmeye başladık. Ne söylesem “Evet, sizi anlıyorum.” diyordu. Meğer psikologmuş adam. Bize birer çay getirdiler. Tam sigara yakmıştım ki, sigaranın zararlarından bahsetmeye başladı. Bırakmam konusunda beni ikna etmeye çalıştı. Hipnoz olmuş gibi adamı dinliyordum, ama sigarayı bırakamam o benim yol arkadaşım deyip duruyordum. Baktı ki ben ikna olmuyorum, elimi kolumu bağlayıp iğne yaptılar bana. Birkaç gün boyunca da uyandıkça iğne yapıp uyuttular beni. Son uyanışımda, kimse yoktu etrafımda. Beni bağladıkları ip de çözülmüş yanımda duruyordu. Baktım ceketim de askıda, eyvah dedim arabayı çaldı bunlar. Koşarak evin bahçesine çıktım. Araba yerinde duruyordu. Benimle konuşan deli doktoru gülümseyerek yanıma geldi. Sigarayı bırakmam konusunda konuşmaya başlayınca yolumun uzun olduğunu gitmek istediğimi söyledim. Bana yaptıkları iğne beni bir ay idare edecekmiş güya, öyle etkiliymiş. Ama öyle olmadı, elim masadaki pakete gitti birden. Tam sigarayı yakmıştım ki zebellah gibi üç beş adam üstüme çullandı. Ulan adamsanız tek tek gelin dedim. Tek tek gelip ayrı ayrı dövdüler beni. Yandım Allah dedikçe vurdular, öldüm Allah dedikçe tekmelediler Nuran. En son namusum şerefim üzerine yemin ettim bir daha sigara içmeyeceğim diye. O zaman beni karşılarına alıp tatlı tatlı konuşmaya başladılar. Meğer bunlar sigara bıraktırma örgütüymüş. Ama terör örgütü ha. İkna edemedikleri adamı dövüyorlarmış. “Bak güzel kardeşim, eğer bir daha değil sigara içmek, sigara içenlerle arkadaşlık ettiğini dahi görürsek, bu defa seni üç gün döveriz. Bu kadarcıkla bırakmayız, ağzını burnunu kırarız.” dediler. Ben tövbe ettim Nuran. Bir daha ağzıma sigara alırsam Allah çarpsın beni.”
O günden sonra Son Nefes Temizlik Şirketini defalarca aramama rağmen kendilerine ulaşamadım. Sır olup kayboldular. Defalarca banka hesabımı kontrol ettim. Gerçekten de öyle bir şirkete para göndermiştim. O numarayı aramış, dakikalarca konuşmuştum. Kendilerine bu defa teşekkür edecektim ama asla açılmadı o telefon.