Reddiye

Fatma Ünsal

Ben üniversiteyi birincilikle bitirdim hanım hanım! Sen benim gözüme bir bak bakalım, yaklaş yaklaş. Yaklaş da öyle bak. Gözünde gözlük var, yazdığını net göremiyorsun galiba. Çocukların da küt küt vuruyor kapına, tabii dedin ki buna hemen absürt bir aşk yazayım gitsin. Atölyenden atılma da kahramanının başına ne gelirse gelsin, öyle ya! Başından savmak için tuttun beni bir vampire…Tövbe tövbe. Hiç akla mantığa uygun mu bu yaptığın? Vampir nedir sen araştır mı önce de bakalım ha sayın yazar? Ben nereliyim hem senin haberin var mı? Kırşehirliyim. Gel sen Kırşehir’in meydanına, bağır bakalım vampirler vardır, sizin kızlarınız da her an onlara abayı yakabilir dikkatli olun, diye. Seni Mazhar Osman’a el birliğiyle yollarlar araba tutup.

Dua et bekârım. Ya evli, nişanlı, sözlü olaydım? Ya sevdiğim olaydı? Ne derdim o zaman? Tuttum vampirin tekine sevdalandım. Yetmedi kanımı kuruttu, saf saf fark etmedim öyle mi? Dur ne yazmıştın ne yazmıştın: “Derisine Allah sim mi karıştırmış Necla? Parıl parıl yanıyor.” Tövbee…”Kanımda drakulin çıktı Necla. Doktora annem drakulinli ilaç içiyor acaba ondan olur mu diye sordum.” Bunu bana nasıl dedirttin hanım sen? Benim kafam bu kadar mı basmıyor yani? Sen nasıl böyle bir kahraman düşünebildin, hadi düşündün yahu sen de kadınsın. Bu adamların normali bile hâlimizden zor anlıyor, nasıl beni kan emici varlıklara âşık ettin? Ah şu öykünün içinden bir çıkabilsem ne kadar feminist derneği var tebelleş edeceğim başına bak da gör. Sırf komiklik uğruna, sırf absürt absürt yazmak uğruna, sırf uçarlı kaçarlı öykü uğruna değer miydi söyle?

Hadi vampiri yakıştırdın bana. Hadi adam yakışıklı diye onu da sinemize basalım tamam. Yahu adam 1920 doğumlu 1920! Hem ölü hem de yaşlı. Elini vicdanına koy, kendini kahraman yapacak olsaydın yazar mıydın hiç kendine böyle bir sevgi? Bir de daha anlamıyorum da Necla olacak kıt akıllı arkadaşım anlıyor durumu. “Tüh beceriksiz. Ola ola vampire mi sen şimdi? Hani Sivaslıydı kız bu? Sivaslı vampir mi olur? Sen solup duruyordun, kanını içmiş senin kanını. Aşk insanı böyle mi kör eder?” Bana şunları duyurdun ya Necla’dan, Allah da seni bildiği gibi yapsın yazar.

Yok. Böyle olmayacak yok. İçim soğumuyor burada böyle söylenince. Okuyup durma dediklerimi. Kalk bir şey yap kalk. Tuttun bir de bunu dergide yayınlattın öyle mi? Aferin aferin. Tüm ülkeye salaklığımı ilan ettin yani. Gel alnından öpeyim. Ne kadar akraba varsa rezil oldum yani. Bilmediklerime de tabii. Başlığa bak başlığa: “Aşk Değil Drakulin” Yok devenin başı! Tövbe tövbe. Kansız bir kız neler çeker senin haberin yok tabii. Belki de var. Kitaplığında kan ilacı gördüm. Tevekkeli ondan iyi biliyorsun kansızlığı da. Gerçi siz yazarlar için her şey malzeme her şey!

Seni dava edeceğim. Senin memuriyetini yakacağım. Demek öğretmensin ha? Birkaç güne geliyorum okuluna bekle sen. Öğrencilerinin içinde, “Bu hocanız var ya bu hocanız. Gizli gizli wattpad okuyor. Yetmiyor orada özendiği konulara benzer şeyler yazıyor. Yetmiyor kahraman olarak benim gibi kendi hâlinde insanları seçiyor.” diye bas bas bağıracağım. Var sonra olacakları sen hesapla.

Necla da okudu. O pek beğendi. Tabii beğenir. Benden akıllı yazmışsın onu. Ara ara beni uyarmaya çalışıyor falan da filan. “Kız bu adam seni zehirledi mi ne yaptı? Kalk polise gidelim. Sen saçmalama. Vallahi arıyorum. Allah adı verme. Körsün sen kör. Aşk denilen aptallığın düştün peşine.” Necla bunu akıl edecek biri değil bir kere. Hele bana böyle kör mör diyemez. Diyor ki okuduktan sonra: “Eh sonunda kapasitemi anlayan biri çıktı çok şükür. Hakkım teslim edildi az da olsa.” Daha kurgu ne gerçek ne ayırt edemiyor. Hakkı teslim edilmiş de mişmiş de müşmüş. Bu kızın adını Necla seçeydin ne vardı sanki? Vampir patron bunun kanını emeydi usul usul. Hatta evlendirseydin bunları. Necla da böylece ölümsüzlüğe adım atsayd… Estağfurullaah ne diyorum ben? Günaha sokma kadın beni. Bak hanım, hanım! Sen öyle aklına her geleni öyle rahat rahat yazamazsın. Seçtiğin insanlara dikkat edeceksin. Allah’tan kitabın mitabın yok. Artık teneke bağlarlardı kuyruğuma. Gerçi kitap okuyan kaç insan kaldı? Tamam o kadar olmazdı ama yine de hoş değil. Sen beni bir vampire âşık e de mez sin! Nokta. Ettiysen de gidip değiştireceksin o öykünü. Nokta.

Necla diyor ki delirme, biz gerçek miyiz de kavga çıkarıyorsun. Bunu da bana arkadaş diye zamanında sen yazdıydın işte. Yediğin herzeler bir değil ki. Kendi gerçekliğimizde gerçeğiz diyorum anlamıyor. İşine gelince anlıyor ama bunda anlamıyor. Nüfus cüzdanımı gösteriyorum, annemin elini öptürüyorum. Yine kabul etmiyor. Yok, diyor. Biz bu insanların kurgu dediği dünyadanız. Ne fark eder yahu ne fark eder? Elim kesilince kan akmadı diye, ağlayınca gözümden akan yaş düştüğü yeri ıslatmadı diye yaşamamış mı sayılacağım yani? Yok öyle. Sen nasıl ki yazdıklarına kıkır kıkır gülüyorsan yeri geliyor ağlamaklı oluyorsan demek ki bizim de bir canımız, ruhumuz var. Yok öyle. Sen güleceksin, yazdığını okuyanlar gülecek diye bir hortlağa âşık olamam ben. İstemiyorum ya. Hem ben aşka inanmıyorum hanım. Sen o gözlüklerini çıkar da iyice bak bakalım bana. Yazdığının ruhunu da mı bilemedin?

Sana üç gün süre. Üç gün içinde başkahraman olarak o öykünde Necla yer alsın. Olmadı mı uyduramadın mı o zaman meğer o benim rüyammış. Şimdi sen beğenmezsin zayıf olur rüya çıkınca diye. O zamannn, tamam Vampir Bey meğer şakacı biriymiş de bana şaka yapmak istemiş. Hah bak bu olur. O zaman bu aşkı kabul edebilirim. Necla’nın olmayan zekâsını bile kabul ederim. Annemi de hasta yazmışsın. Onu da iyileştir mümkünse. Böyle çok bağırıyor bana. Kafam kaldırmıyor artık. Otuzumu geçtim. Sen de geçtin otuzunu, anlaman lazım aslında ama neyse. Bir de adamın burcunu değiştir. Çok düşünür şimdi o. Adamların az düşüneni makbul. Şehri aynı kalabilir. Sivaslılardan zarar gelmez. Dursun o. En önemli kısım, aykumun Necla’dan yüksek olması. Bunu iyice belirt.

Diyelim ki yapmadın, beni ciddiye almadın. Diyelim ki ben yine bu hortlağa âşık aptal kız olarak kaldım. O zaman işte atlarım satırlardan, gelirim okuluna. Dikelirim koridorun ortasına. Bas bas bağırırım da artık susturamazsın beni: Sizin bu hocanız var ya bu hocanıııız!

Kalk önce şu çocuklarını doyur, sonra da düzelt hızlıca. Sonra dergiye yeni hâlini yolla. Durumunda paylaş yine kısacık. Seversin sen. Sosyal medyan da yok ki adamakıllı boy boy paylaşsan. Kıytırık kıytırık vatsap durumlarından dünyayı kurtarmaya bazen de yazarcılık haberleri paylaşmaya bayılıyorsun. Burayı demeseydim iyiydi gerçi. İstikbalimi tehlikeye attım gibi hissediyorum. Gerçi başıma daha ne gelebilir. Söyle yazar hanım, ne gelebilir?