Kâğıtsızlar

Thorne Laneti: Dikenli Sözleşme - Hasan Hüseyin Tekin

Thorne Laneti: Dikenli Sözleşme

Hasan Hüseyin Tekin

Bölüm I: Lanetin Dikenleri

39 Yıl, 5 Ay. Elias Thorne, sabah New York'taki 90. kat dairesinde uyandığında, lüks yatağı bir ceza hücresi gibi geliyordu. Bu sayı, banka bakiyesi değil, ailesinin kanını taşıyan lanetli geri sayım sayacıydı. Babası, amcası ve dedesi, hepsi 40. yaş günlerine birkaç ay kala aniden kalp krizinden ölmüşlerdi. Elias 39 yıl 5. ayına girmişti ve mantık ne kadar inkâr etse de, boğazında dikenli bir yumru hissetmekle kalmıyor, sağ bileğinde anlık, keskin iğne batmaları hissediyordu. Lanet, artık sadece bir tarih değil, teninde hissettiği bir gerçeklikti.

Thorne ailesinin serveti, 1700'lerin sonlarında Haiti'de kurulan şeker ve kahve plantasyonlarına dayanıyordu. Aile, bu kökeni "Haiti Safsatası" olarak adlandırıp lanet hikayelerini hep görmezden gelmişti. Ancak Elias, dedesinin gizli bir bölmesinde Caleb Thorne'un günlüğünü bulduğunda her şey değişmişti.

Günlük, Haiti Devrimi arifesinde yaşanan korkuyu taşıyordu: “1791, Le Cap. O rahip—Oungan Zafèl—onu zincirledim. Gözlerindeki nefret, yüzüne sürdüğü o dikenli bitkilerin özünden daha güçlüydü. Sadece o son sözleri fısıldadı: 'Toprağın acısı, senin kanında kök salacak. Kırkıncı hasat, Thornelar için olmayacak.'" Caleb, laneti başlatan kişinin kendisi olduğunu ve plantasyona egzotik bir merakla diktiği büyük bir Saguaro kaktüsünün o gece karardığını yazmıştı. Elias, gözlerini kapattı. 39 yıl, 5 ay. Geri sayım hızlanıyordu.

Elias, dedesinden kalan, üzerinde binlerce küçük, keskin geometrik desen oyulmuş oymalı kutuyu eline aldı. Kutuyu tuttuğu an, bileğindeki iğne batması hissi bir anlığına şiddetlendi. Parayla çözülemeyecek bir sorunla karşı karşıyaydı. Ölümden kaçmak için, Haiti'ye, Oungan Zafèl'in soyundan gelen birini bulmaya gitmek zorundaydı. Bu, ayrıcalıklarının son piyonuydu.

Bölüm II: Utancın Tozu

Port-au-Prince. Uçağın kapısından çıktığı an ciğerlerine dolan nemli, tozlu ve ağır keder kokan hava, Elias için fiziksel bir darbeydi. Lüks İsviçre saati kolunda parlıyordu ama etrafındaki manzara, ailesinin servetinin gerçek kaynağını haykırıyordu. Yıkık dökük binalar, çamurlu sokaklar. Elias, atalarının "tembel ve sefil" dediği insanların ortasında, imtiyazının utancıyla eziliyordu.

Beyaz, pahalı bir yabancı olarak, Elias kısa sürede bölgeyi elinde tutan çete lideri "Dikenli El" lakaplı genç adamın dikkatini çekti. Elias, New York mantığıyla kalın bir dolar destesi çıkardı ve Mambo Gisèle'i, Oungan Zafèl'in soyundan gelen rahibeyi bulmasını talep etti.

Elias: "Bunun için iyi bir ücret öderim. Sadece bana yol göster."

Dikenli El: (Alaycı bir ifadeyle parayı aldı, ancak elini sıkmadı.) "Gisèle'i para için satmam. Gisèle'e ulaşmak için, o yumuşak ellerin biraz çalışmalı, Blan. Toprak, parayı değil, emeği dinler."

Dikenli El, Elias'ı iki gün boyunca kendi kargolarını taşıyan bir piyon haline getirdi. Silahlı çete üyeleri arasında yiyecek ve tıbbi malzeme taşıyarak, eski plantasyon arazilerinden yürümek zorunda kaldı. Fiziksel yorgunluk bir yana, asıl yorgunluk vicdanının yüküydü. Atalarının bir zamanlar kırbaçla çalıştırdığı topraklarda yürüyordu, şimdi o toprakların zorluğunu kendi sırtında hissediyordu. Elias’ın imtiyazı, Haiti'nin gerçeği karşısında hızla eriyordu.

Nihayet, Dikenli El'in talimatıyla, eski bir kahve plantasyonunun kalıntıları arasında gizlenmiş kulübeye ulaştı. Mambo Gisèle, güçlü gözleri olan yaşlı bir kadındı. Elias, boyun eğerek diz çöktü. Bileğindeki iğne batmaları daha da şiddetlenmişti. "Bana yardım edin. Laneti kaldırmak zorundayım."

Bölüm III: Oungan'ın Sözleşmesi

Mambo Gisèle, onu baştan aşağı süzdü, ardından kuru ve derin bir sesle konuştu: "Laneti biliyorum, Thorne. Dikenli Sözleşme. Atan, Toprağın Ruhunu çaldı. O ruh, her Thorne'un kalbinde, 40 yaşına geldiğinde kök salıp kalbi boğuyor. Lanet, bir eylem değil, bir reddiye. Atanın günahını parayla ya da hileyle değil, dürüst kabulle ödeyebilirsin."

Gisèle, Elias'a üç görev verdi:

1. Kaktüsün Kucaklanması: "Git, Caleb Thorne'un soyundan gelen o nadir dev kaktüsü bul. O, Toprağın Kederini ve atalarının öfkesini taşır. Onu kucaklayacaksın ve kederi içine alacaksın. Sadece dürüstlüğün dikenlerden koruyacağını aklından çıkarma."

2. Borcun Ödenmesi: Dikenli El'e, atalarının çaldığı toprakların gerçek değerini öde.

3. Kutunun İadesi: Oymalı kutuyu ait olduğu kutsal alana geri getir.

Kaktüse sarılma fikri karşısında Elias dehşete kapıldı. 39 yıllık ayrıcalıklı hayatı, fiziksel acıya tamamen yabancıydı. Zihni, hemen New York'un mantığına döndü: Hile. Gisèle'in talimatında "nasıl kucaklayacağın" söylenmiyordu. Bu, bir iş anlaşmasıydı, bir dövüş değil. Elias Thorne, ölümü bile hileyle alt edebileceğine inanıyordu.

Günler süren arayıştan sonra o devasa kaktüsü buldu. Yüzlerce yıllık öfke, her dikeninde parlıyordu. Elias, hemen Port-au-Prince'e geri döndü ve ne bulursa topladı: eski, şişme bir yorgan, kalın pamuklu giysiler ve ipler. Kaktüsün dibinde, kendine koruyucu bir "zırh" dikti. Kalın yastık parçaları kollarını, göğsünü ve bacaklarını sarıyordu. Plan hazırdı.

Bölüm IV: Hilenin Bedeli

Elias, yastıklı zırhı içinde, terden sırılsıklam bir halde kaktüse yaklaştı. Sanki yeni bir deri giymiş gibi, kendini güvende hissediyordu. Yastıklı kolları kaktüsün soğuk, dikenli yüzeyine doladı. Hafif bir eziklikle birlikte, bir rahatlama hissi omurgasından aşağı yayıldı. İşte bu. Laneti hileyle atlattım. Kaktüse sarılmışken, cep telefonunun kamerasını açtı ve titrek bir "kanıt" özçekimi yaptı.

Zaferle Mambo Gisèle'in kulübesine geri döndü. Zırhlı giysisi tozluydu ama sağlamdı. "Kucakladım, Gisèle. Kederi kucakladım. İşte kanıtı."

Mambo Gisèle, ne bir öfke ne de hayal kırıklığı gösterdi, sadece derin bir acıma ifadesiyle Elias'ın yastıklı zırhına ve fotoğrafına baktı.

Mambo Gisèle: "Thorne. Senin ataların, hakikatin dikenlerinden kaçmak için bu zenginliği kullandı. Dikenler acı verdiğinde, daha kalın zırhlar yarattılar. Sen de aynısını yaptın. Bu, sadece bir hile değil. Bu, ruhunun hala o arınmadığını kanıtlar."

Aniden, Elias'ın kalbi bir bıçak darbesi yemiş gibi kasıldı. Bileğindeki iğne batmaları bir anda göğsüne sıçradı ve zırhının altından bile derisinin yandığını hissetti. Hile, laneti sadece daha da keskinleştirmişti. Lanet, ona yastıklı giysisi içindeyken bile ulaşmıştı.

Mambo Gisèle: "Git. O kaktüsün yanına git. O zırhı çıkar. Ruhunun çıplaklığını dikenlere sun. Aksi takdirde, 40. doğum gününde, o lanetli kaktüsün dikenleri içeriden kalbine kök salacak."

Elias'ın bütün mantığı, hilesi ve ayrıcalığı çökmüştü. Çaresizce boyun eğdi ve yastıklı zırhını çamurlu toprağın üzerine attı.

Bölüm V: Kederi Kucaklamak

Elias, kaktüsün önündeydi. Üzerinde sadece terden ıslanmış beyaz bir tişört vardı. Hileden arınmış, çıplak vicdanıyla duruyordu.

Önceki başarısızlığından ders alan Elias, diğer görevleri dürüstçe yerine getirdi. Dikenli El'e gitti, atalarının çaldığı toprakların gerçek değerini sordu ve servetinin büyük bir kısmını bir sözleşmeyle Dikenli El'e teslim etti. Oymalı kutuyu ise kutsal alana bıraktı. Artık sadece son görev kalmıştı.

Kaktüse doğru yürüdü. Her adımda bileğindeki iğne batmaları kalbine yaklaşıyordu. Sonunda, kaktüsün devasa gövdesine ulaştı. Gözlerini kapattı, derin nefesler aldı ve yavaşça, çıplak elleri ve gövdesiyle kaktüsün sert, dikenli gövdesine uzandı.

Fiziksel acı anında geldi. Keskin, binlerce iğnenin aynı anda battığı bir acı. Lanet, nihayet dışarıdaydı. Ancak acı, anlık bir parlamanın ardından görüşe dönüştü. Elias, kaktüsün gövdesini kucaklarken, anlık bir vizyona daldı: Yüzlerce Haitili kölenin çığlıkları, Caleb Thorne'un kamçısının sesi ve Oungan Zafèl'in öfkesi. Kaktüs, yüzlerce yıllık Toprağın Kederini bir megafon gibi Elias'ın ruhuna akıtıyordu.

Elias, bu kederi hissederken hıçkırarak ağlamaya başladı. Bu, kendi acısı değildi; bu, Haiti'nin kederi ve atalarının sebep olduğu öfkeydi. Elias, Thorne soyunun bu kederi hilesiz, dürüstçe kucaklayan ilk üyesiydi. "Bitti," diye fısıldadı kaktüse. "Özür dilerim." Kaktüs, sanki bir nefes almış gibi hafifçe titredi. Dikenler, Elias'ın kucakladığı yerden yavaşça geri çekildi. Lanet, ona fiziksel acı vermiş, ama en sonunda, vicdanının zırhını kırmıştı.

Bölüm VI: Kırkıncı Hasat

Elias, kaktüsten ayrıldı. Elleri kanıyordu ama yüzü sakindi. Mambo Gisèle onu bekliyordu. "Kucakladın, Thorne," dedi. "Hileyi bıraktın."

Mambo Gisèle: "Lanet, bir eylemin sonucu değildir, bir sorumluluğun reddidir. Lanet, bir Thorne'un vicdanının 40 yaşına kadar uyanamamasıydı. Şimdi sen kederi kabul ettin. Ruhun artık çıplak. Lanet kalktı, sadece miras kaldı. Atalarının yaptığının mirası."

Lanetin kalktığını hisseden Elias, New York'a geri dönmedi. Bütün servetini elden çıkardı, büyük çoğunluğunu Haiti'deki eğitim ve tarım projelerine aktardı. Ailesinin sömürdüğü topraklara yatırımı geri döndürmek amacıyla bir yardım kuruluşu kurdu. Kuruluşun adı: Kaktüs Vakfı.

Elias, 40. yaş gününde, Port-au-Prince'deki eski plantasyon arazilerinin organik kahve kooperatiflerine dönüştürüldüğü alanda, bir yetimhanenin restore edilmiş bahçesinde duruyordu. Artık lüks giysiler yoktu, sadece temiz, basit bir pamuklu gömlek vardı. Ölüm korkusu tamamen gitmişti.

Kırkıncı hasat, Thorne ailesi için ilk kez yaşamı getirmişti. Dikenler hala oradaydı, Haiti'nin ve kendi vicdanının her köşesinde, ama artık ona acı vermiyordu. Dikenler, artık bir lanet değil, Elias'a sürekli dürüst kalması gerektiğini hatırlatan birer onur nişanıydı. Elias, dikenli bir mirasın bedelini ödemiş, ama karşılığında huzuru bulmuştu.